Sultan Bacı, İngiltere’de baş tacı edildi

sultan_baci_recelleri

Çalışmalarını 40 yıldan uzun bir süredir devam ettirmekte olan Sultan Bacı reçelleri, artık dünyanın en önemli reçel markalarından biri haline geldi. Özellikle Avrupa ülkelerinde fazla beğenilen marka, ilk çıktığında satışlarını İstanbul’da sadece belli başlı dükkanlarda yapıyordu. Zamanında Anadolulu bir kadın tarafından yapılan reçeller bir süre sonra Seyidoğlu tarafından satın alınmış ve Avrupa’ya ihracı bu dönemde başlamıştı. Bildiğiniz gibi reçellerdeki meyve oranı en fazla yüzde 35’e çıkıyor genelde, ancak Sultan Bacı bu yüzdeyi %45’e kadar çıkardı.

Gaziantep’ten İstanbul’a uzanan yol

Gaziantep’in en meşhur çarşısı Elmacı Pazarı’nda esnaflık yapan babası Şıh Mehmet Göksu’nun yanında yetişen Necati Göksu, henüz 16 yaşındayken İstanbul’a geldi. Babası ve abisiyle beraber kurdukları iki katlı Gaziantep Gıda Pazarı’nda çalışmaya başlayan Göksu, bulgur, mercimek, biber ve salça başta olmak üzere yöresel ürünleri satmaya başladı. “Allah’a çok şükür hiçbir zaman üzerime güneş doğmadı” diyen Necati Göksu, o günlerden bugüne geliş öyküsünü şu sözlerle anlattı: “Orta 2’ye kadar okudum, sonra da ticaret yapmaya başladım. Gaziantep’ten İstanbul’a gelirken elimizde 3-5 kuruş para vardı. Hayatın zorlu yollarından yürüyerek bugünlere geldim. Biz çalışırken dışarda yemek yeme lüksümüz yoktu. Yemeği annem sefer tasında getirirdi. Kamyonla malımız geldiğinde hamala para vermeyelim diye abimle beraber malları indirirdik. Unkapanı çevresinde 6 sene çalıştık ve bölgenin en hatırı sayılır firması olduk. İstanbul’da ne kadar baklavacı varsa hepsi benden mal alırdı.”

Sütlü Nuriye’nin hikayesi

80’li yıllardaki yokluk dönemlerinde toptancılık yaptığını ve sevilen tatlı Sütlü Nuriye’nin ismimin kendi dükkanında yapılan bir sohbet sırasında bulunduğunu söyleyen Necati Göksu, “Şekerin darlığında bile piyasamız vardı. Dükkanımızın önünde uzun kuyruklar oluşurdu ve mal yüklü kamyonun üstünden zabıta eşliğinde satış yapardık. Güllüoğlu, Hacıbozanoğulları, Dedeoğlu, Çavuşoğlu gibi ünlü pasta ve baklavacılar bizim müşterimizdi. Bu nedenle bir teneke yağın bile olmaması büyük sorundu. Hatta o dönemde tatlılara fiyat sınırı koyulmuştu ancak baklavanın o fiyata satılması mümkün değildi. Mustafa Güllü ile Habeş Seyidoğlu Unkapanı’ndaki dükkanımda fiyatı ne yapalım diye düşünürken Seyidoğlu, ‘Usta niye düşünüyorsun ki, hamuru ve sütü kaynatıp şeker ilave edip satalım. Adı da Sütlü Nuriye olsun’ dedi. Yani Sütlü Nuriye Habeş Seyidoğlu ile Mustafa Güllü’nün buluşuyla ortaya çıktı” dedi.

Göksu STK’larda da aktif
Seyidoğlu Gıda Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Necati Göksu, iş yaşamının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarında da aktif olarak görev alıyor. İki dönem Bahçelievler’de il genel meclis üyeliği yaptığını belirten Göksu, “2011 yılına kadar Kocasinan Yağlı Güreşleri’nde ağalık yaptım. Güreş sporunu çok seviyorum. O atmosfer bambaşka. Ayrıca İstanbul Gaziantepliler Derneği Başkanlığı’nı yaptım” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir